29 Ağustos 2013 Perşembe

BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİ

T.C.

YARGITAY

10. HUKUK DAİRESİ

E. 2008/17701

K. 2011/8944

T. 16.6.2011

• BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİ ( Takip Dosyasındaki Alacaklar ve Nitelikleri Tespit Edilmeli ve Davanın Yasal Dayanağının 506 S. Kanun'un 80 ve 6183 S. Kanun'un Mükerrer 35. Maddelerinden Hangisi Olduğunun Belirlenmesi Gerektiği )

• SİGORTA PRİMLERİ VE FER'İLERİ’NE İLİŞKİN İSTEM ( İdari Para Cezalarının Tahsilinde Uygulanamayacağı da Nazara Alınarak Karar Verilmesi Gerektiği )

• İDARİ PARA CEZASI ( Borçlu Olmadığının Tespiti - Takip Dosyasındaki Alacaklar ve Nitelikleri Tespit Edilmeli ve Davanın Yasal Dayanağının 506 S. Kanun'un 80 ve 6183 S. Kanun'un Mükerrer 35. Maddelerinden Hangisi Olduğunun Belirlenmesi Gerektiği )

506/m.80

6183/m.35

2004/m.179

ÖZET : Davacılar, davalı Kurum tarafından yapılan icra takibine konu borçtan sorumlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini istemişlerdir. Öncelikle, davacıların davasına ve takibe konu takip dosyasındaki alacaklar ve nitelikleri tespit edilmeli, davanın yasal dayanağının 506 Sayılı Kanunun 80 ve 6183 Sayılı Kanunun mükerrer 35. maddelerinden hangisi olduğu belirlenmeli, 506 Sayılı Kanunun 80. maddesinin sigorta primleri ve fer'ilerine ilişkin olup, idari para cezalarının tahsilinde uygulanamayacağı da nazara alınarak, açıklanan hukuki ilkeler çerçevesinde araştırma ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.

DAVA : Davacılar, davalı Kurum tarafından yapılan icra takibine konu borçtan sorumlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Alparslan Koçak tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
KARAR : 1-) Dosyadaki yazılara, hükümün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre; davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün; davacılar Z. G. ve S. U.'nun T... Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin davalı Kuruma, işbu davaya konu olan borçlarından dolayı sorumlu olmadıklarının tespitine ilişkin bölümünün ONANMASINA,
2-) Davacılar M. E. ve M. A. U. yönünden yapılan temyiz incelemesine gelince;
Anonim şirket niteliğindeki tüzel kişi işverenlerin üst düzey yönetici ve yetkililerinin kamu alacaklarından sorumluluğu 5510 Sayılı Kanunun geçici 7. maddesi uyarınca uygulama alanı bulan ve uyuşmazlığa konu dönemde yürürlükte bulunan mülga 506 Sayılı Kanunun 80 ve 6183 Sayılı Kanunun mükerrer 35. maddelerinde düzenlenmiştir.
506 Sayılı Kanunun 80. maddesi; "... İşveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da bu miktara ekleyerek en geç ertesi Ayın sonuna kadar Kuruma ödemeye mecburdur." düzenlemesi ile birlikte bir müteselsil sorumluluk hükmü getirmiştir. Söz konusu hükme göre; sigorta primlerini ( fer'ileri ile ) yasal süresi içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen tüzel kişiliği haiz işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri; işbu prim borcundan dolayı Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuşlardır.
Ancak bu sorumluluk, "haklı sebep olmaksızın" ödememe hali ile sınırlandırılmış olup; özel nitelikteki tüzel kişilerin üst düzey yönetici ve yetkilileri yönünden primlerin ödenememesi haklı bir sebep sonucu ise prim borcundan ötürü şahsen sorumlu tutulamazlar. Diğer bir anlatımla şirketin prim borcundan müteselsilen sorumlu olan üst düzeydeki yönetici ve yetkilileri, borcun haklı sebeple ödenemediği savunmasında bulunabilirler ve haklı nedenin varlığı halinde, prim borcundan dolayı Kuruma karşı işverenle birlikte müteselsilen sorumlu tutulamazlar.
Haklı nedenlerin neler olduğu konusunda 506 Sayılı Kanunda bir açıklık bulunmamaktadır. Hangi hallerin haklı sebep teşkil ettiği, her davadaki özel koşullar ile hukuki ve maddi olayların özelliklerine göre mahkemece belirlenecektir. Bu belirleme yapılırken; diğer Kanunlardaki düzenlemelerden yararlanılmalı ve bilhassa Sosyal Güvenlik Hukukunun ilkeleri göz önünde tutulmalıdır.
Öte yandan; iflasın ertelenmesi, İcra ve İflas Kanunu'nun 179'uncu maddesinde düzenlenmiş olup, "borca batık durumda olan ( aktifi pasifini karşılamayan ) bir sermaye şirketi veya kooperatif hakkında, Ticaret Mahkemesi'nce iflas kararı verilmeyerek önerilen iyileştirme projesi çerçevesinde borca batık durumdan kurtulmalarını sağlayan ve iflaslarını önleyen bir kurum"dur. Anılan Kanunun 179/b,I maddesi uyarınca, erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 Sayılı Kanun'a göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler de durur. Bu sonuç kanundan doğduğundan, mahkemenin kararında ayrıca belirtmesine gerek olmadan ve ilan edilmese dahi gerçekleşir.
Bu bağlamda; İcra ve İflas Kanunu'nun 179'uncu maddesi uyarınca iflasının ertelenmesine karar verilen ve malvarlığının korunması için gerekli tedbirler alınan şirketten, anılan Kanun'un 179/b maddesindeki "... Erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 Sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz..." düzenlemesi uyarınca primler tahsil edilemeyecektir. Söz konusu tahsil imkansızlığı, şirket adına primlerin tahakkuk ve tediyesinden sorumlu üst düzey yöneticinin kusurundan değil, doğrudan Kanundan doğduğundan üst düzey yönetici yönünden 506 Sayılı Kanunun 80'inci maddesinde yer alan "haklı sebep" kavramı kapsamında kabul edilecektir. Ancak, iflasın ertelenmesi hükmünden öncesine ilişkin prim borçları yönünden, borcun ait olduğu ayı takip eden ay sonu itibariyle tahakkuk ve tediye sorumluluğu gerçekleştiğinden, sonradan şirket yönünden verilen iflasın ertelenmesi kararı üst düzey yöneticinin müteselsil sorumluluğunu etkilemeyecek ve haklı sebep oluşturmayacaktır.
6183 Sayılı Kanunun mükerrer 35'inci maddesine göre ise; amme alacakları ve bu bağlamda davalı Kurumun işveren tüzel kişilerden prim ve diğer alacaklarının, tüzel kişinin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde kanuni temsilciler mal varlıklarıyla sorumludurlar. Maddede belirtilen "tahsil edilememesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması" aynı Kanun'un 3'üncü maddesinde tanımlanmış olup, söz konusu maddeye göre tahsil edilemeyen amme alacağı terimi; "...Amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi sebeplerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını...", tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı terimi ise; "... Amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi sebeplerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını..." ifade etmektedir.
Tüzel kişi yönünden borcun tahsil edilip edilemeyeceği, bu kapsamda mali durumu ancak iflasın ertelenmesi veya ertelemenin kaldırılması ya da iflas kararı ile belirlenecek, alacaklının icra takip işlemlerine devam edip etmeyeceği, dolayısıyla 6183 Sayılı Kanunun mükerrer 35'inci maddesinde zikredilen şartların oluşup oluşmadığı iflasın ertelenmesi süreci sonunda anlaşılacağından, anılan süreç bekletici mesele yapılmalıdır.
Davaya konu somut olayda; davacılar M. E. ve M. A. U.'nun 9.7.2004 tarihli Yönetim Kurulu kararıyla şirketi temsil ve ilzama üç yıllığına ve münferiden yetkili kılındıkları anlaşılmaktadır. Davacılar, iflasının ertelenmesine ilişkin yargılama süreci Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/198 esas sayılı dosyasında halen derdest olduğu anlaşılan prim borçlusu T... Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin, 2006 yılı 7 ve 8. ayları sigorta primlerinin tahsili amacıyla 2007/10810 Sayılı takip dosyasından gönderilen 91.058,07 TL. lık ödeme emirleri sebebiyle borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini istemiş, Mahkeme ise; "... iflasın ertelenmesinin borcun ödenmemesinde haklı sebep oluşturduğundan..." gerekçesiyle ve hükümün gerekçesinde 2004/1 ve 5'inci aylarına ilişkin idari para cezaları ve gecikme zammından bahsetmek suretiyle davacıların 2007/10810 Sayılı takip dosyasındaki alacaklardan borçlu olmadıklarının tespitine karar vermiştir.
Bu nedenle; öncelikle, davacıların davasına ve takibe konu takip dosyasındaki alacaklar ve nitelikleri tespit edilmeli, davanın yasal dayanağının 506 Sayılı Kanunun 80 ve 6183 Sayılı Kanunun mükerrer 35'inci maddelerinden hangisi olduğu belirlenmeli, 506 Sayılı Kanunun 80'inci maddesinin sigorta primleri ve fer'ilerine ilişkin olup, idari para cezalarının tahsilinde uygulanamayacağı da nazara alınarak, yukarda açıklanan hukuki ilkeler çerçevesinde araştırma ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

yarx

SONUÇ : Temyiz edilen hükümün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 16.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder