T.C.
YARGITAY
CEZA GENEL KURULU
E. 2010/16-91
K. 2010/127
T. 1.6.2010
• SERMAYE ŞİRKETİNİN İFLASINI İSTEMEMEK ( Öngörülen Koşulların Doğup Doğmadığı Açısından Borçlu Şirkete veya Kooperatife Ait Ticari Defterler ve Kayıtlar Üzerinde Bilirkişi İncelemesi Yapılmak Suretiyle Sonucuna Göre Sanık veya Sanıkların Hukuki Durumlarının Belirleneceği )
• BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ ( Sermaye Şirketinin İflasını İstememek - Öngörülen Koşulların Doğup Doğmadığı Açısından Borçlu Şirkete veya Kooperatife Ait Ticari Defterler ve Kayıtlar Üzerinde Bilirkişi İncelemesi Yapılmak Suretiyle Karar Verilmesi Gerektiği )
• İCRA CEZA MAHKEMESİNİN GÖREVİ ( Yasada Öngörülen Koşulların Doğup Doğmadığı Açısından Borçlu Şirkete veya Kooperatife Ait Ticari Defterler ve Kayıtlar Üzerinde Bilirkişi İncelemesi Yapılması Gerektiği - Sermaye Şirketinin İflasını İstememek )
2004/m.179, 345/a
6762/m.324
ÖZET : İcra ceza mahkemesince, İİY'nin 179 ve TTY'nin 324. maddesinde öngörülen koşulların doğup doğmadığı açısından, borçlu şirkete veya kooperatife ait ticari defterler ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle sonucuna göre sanık veya sanıkların hukuki durumları belirlenmelidir. Ceza yargılamasının, ticaret mahkemesine iflas davası açılması koşuluna bağlanması, suç ile korunan hukuki değerle bağdaşmadığı gibi, eylemleri de büsbütün cezasız bırakma sonucunu doğurur.DAVA : Sermaye şirketinin iflasını istememek suçundan sanık Satılmış'ın beraatine ilişkin, ( Ankara Sekizinci İcra Ceza Mahkemesi )'nce verilen 09.10.2008 gün ve 506-997 sayılı hüküm, şikayetçi vekillerince temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay Onaltıncı Hukuk Dairesi'nce 22.06.2009 gün ve 3476-4474 sayı ile;
"... Sanığa isnat edilen suçun oluşup oluşmadığının anlaşılabilmesi için öncelikle, İİY'nin 179. ve TTK'nm 324. maddesinde öngörülen koşullarda şirketin aktif ve pasif durumunun belirlenerek sonucuna göre şirketin iflasının gerekip gerekmediğinin tespiti zorunludur. Mahkemece borçlu şirkete ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde uzman bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayini gerekirken, eksik araştırma ile beraatine karar verilmesi...",
İsabetsizliğinden bozulmuştur.
Ankara Sekizinci İcra Ceza Mahkemesi'nce 01.10.2009 gün ve 243-309 sayı ile;
"... İİK'nın 179. maddesi"sermaye şirketleri ile kooperatiflerin borçlarının aktifinden fazla olduğu idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler veya şirket ya da kooperatif tasfiye halinde ise tasfiye memurları veya bir alacaklı tarafından beyan ve mahkemece tespit edilirse, önceden takibe hacet kalmaksızın bunların iflasına karar verilir...'düzenlemesini içermektedir.
İİK'nın 345/a maddesinde ise idare ve temsil ile görevlendirilmiş kimseler veya tasfiye memurları, 179. maddeye göre şirketin mevcudunun borçları karşılamadığını bildirerek şirketin iflasını istemezlerse alacaklılardan birinin şikayeti üzerine 10 günden 3 aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır hükmü yer almıştır.
İİK'nın 179. maddesinde alacaklıya mahkemece tespit halinde iflas isteme hakkı tanınmıştır. İflasa ilişkin karar verme yetkisi ihtisas mahkemesi olan ticaret mahkemelerine aittir. Bunun nedeni ticari hayatın kesintiye uğramaması ve ekonomik düzenin korunmasıdır. Sermaye şirketinin iflasını istememek suçu tüzel kişinin varlığını sona erdirme sonucu doğuracağından kolaylıkla şikayette bulunulmaması gerekir. Mahkememizce İİK'nın 345/a maddesi uyarınca alacaklının şikayetçi olabilmesi için İİK'nın 179. maddesinde yazılı mahkemece tespiti yaptırması gerektiği, bunun dava ön şartı olduğu gerekçesi ile beraat kararı verilmiştir. Aksi uygulamanın kabul edilmesi halinde, bu konuda uzman mahkeme olmayan icra mahkemelerinin ticaret mahkemesi gibi çalışması sonucu doğuracağı gibi sadece bir dilekçe ile şikayet eden alacaklının talebi ile ekonomik hayatın vazgeçilmez unsuru olan şirketlerin defter ve belgelerinin yargılama süresince faaliyetlerinin kesintiye uğrayacağı ve ticari hayatın sürdürülmesinin zorlaşacağı düşünülmüştür. Bunun yanında eğer tespit şartı aranmaz ise suç tarihi nasıl belirlenecek ve şikayet süresi nasıl denetlenecektir. Alacaklının sanık şirket yönünden bu tespiti yaptırmadan iflasın koşullarının oluştuğunu bilmesi imkansızdır. Bu nedenle kararda suç tarihi gösterilememiştir. Kaldı ki şirketin İİK'nın 179. maddesi uyarınca iflasın ertelenmesini isteme hakkı bulunmaktadır. Ticaret mahkemesinde yapılan tespitte şirket taraf olacağından erteleme koşullarının bulunup bulunmadığı talep halinde tartışılabilecektir. Bu nedenlerle alacaklının öncelikle İİK'nın 179. maddesinde tanımlanan hukuksal yollara başvurması gerektiği borca batıklık ve iflasın kullanılabileceği...",
Gerekçesi ile önceki hükümde direnilmiştir.
Bu hükmün de, şikayetçi vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay C.Başsavcılığı'nın "bozma" istekli 11.04.2010 gün ve 256808 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığı'na gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulu'nca incelenmiş, aşağıda belirtilen gerekçelerle karara bağlanmıştır:
KARAR : Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; İİY'nin 345/a maddesinde düzenlenen, gerektiği halde sermaye şirketinin iflasını istememek suçunun oluşup oluşmadığı yönünde, İİY'nin 179. ve TTY'nin 324. maddesinde öngörülen koşullarda şirketin aktif ve pasif durumunun İcra Ceza Mahkemesi tarafından mı, yoksa yerel mahkemece belirtildiği gibi Ticaret Mahkemesince mi belirlenmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır.
2004 sayılı İİY'nin 345/a maddesi; Yasa'ya 18.02.1965 gün ve 538 sayılı Yasa'nın 137. maddesi ile eklenmiş, madde gerekçesinde konuluş amacı, "İcra ve İflas Kanunu'nun 179. maddesi ile Ticaret Kanunu'nun 324. maddesine riayet edilmemesinin bir müeyyidesi yoktur. Halbuki, mesela Alman Hukuku aynı fiil hakkında ceza hükümleri ihtiva etmektedir. Bizdeki boşluğu doldurmak maksadiyle, Alman Anonim Şirketler Kanunu'nun 297, Alman Kooperatif Şirketler Kanunu'nun 148 ve Alman Limited Şirketler Kanunu'nun 84. paragraflarından mülhem olarak, işbu madde düzenlenmiştir" şeklinde açıklanmıştır.
Maddenin ilk hali; "İdare ve temsil ile görevlendirilmiş kimseler veya tasfiye memurları, kasten veya ihmal ile 179. maddeye göre şirketin mevcudunun borçlarını karşılamadığını bildirerek şirketin iflasını istemezlerse, alacaklılardan birinin şikayeti üzerine, tetkik merciince 10 günden 3 aya kadar hapis veya 1.000 liradan 10.000 liraya kadar hafif para cezası He cezalandırılırlar" şeklinde iken, bu hüküm; 31.05.2005 gün ve 5358 sayılı Yasa'nın 16. maddesi ile yeni Ceza Yasası'ndaki yaptırım sistemine uyum sağlamak amacıyla, "İdare ve temsil ile görevlendirilmiş kimseler veya tasfiye memurları, 179. maddeye göre şirketin mevcudunun borçlarını karşılamadığını bildirerek şirketin iflasını istemezlerse, alacaklılardan birinin şikayeti üzerine, on günden üç aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır" biçiminde değiştirilmiştir.
Madde ile yaptırıma bağlanan eylemler ise, İİY'nin 179 ile TTY'nin 324. maddelerinde tanımlanmış olup,
"Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin iflası" başlığını taşıyan İİY'nin 179. maddesinde; "Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin borçlarının aktifinden fazla olduğu idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler veya şirket ya da kooperatif tasfiye halinde ise tasfiye memurları veya bir alacaklı tarafından beyan ve mahkemece tespit edilirse, önceden takibe hacet kalmaksızın bunların iflasına karar verilir. Şu kadar ki, idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler ya da alacaklılardan biri, şirket veya kooperatifin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair bir iyileştirme projesini mahkemeye sunarak iflasın ertelenmesini isteyebilir. Mahkeme projeyi ciddi ve inandırıcı bulursa, iflasın ertelenmesine karar verir. İyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olduğunu gösteren bilgi ve belgelerin de mahkemeye sunulması zorunludur.
Mahkeme, gerekli görürse idare ve temsille vazifelendirilmiş kimseleri ve alacaklıları dinleyebilir. İflasın ertelenmesi talepleri öncelikle ve ivedilikle sonuçlandırılır" hükmüne yer verilmiş,
"Şirketin mali durumunun bozulması halinde" yapılması gereken işlemler ise, TTY'nin 324. maddesinde; "Son yıllık bilançodan esas sermayenin yarısının karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, idare meclisi derhal toplanarak durumu umumi heyete bildirir.
Şirketin aciz halinde bulunduğu şüphesini uyandıran emareler mevcutsa idare meclisi aktiflerin satış fiyatları esas olmak üzere bir ara bilançosu tanzim eder. Esas sermayenin üçte ikisi karşılıksız kaldığı takdirde, umumi heyet bu sermayenin tamamlanmasına veya kalan üçte bir sermaye ile iktifaya karar vermediği takdirde şirket feshedilmiş sayılır. Şirketin aktifleri şirket alacaklarının alacaklarını karşılamaya yetmediği takdirde idare meclisi bu durumu derhal mahkemeye bildirmeye mecburdur. Mahkeme bu takdirde şirketin iflasına hükmeder. Şu kadar ki; şirket durumunun ıslahı mümkün görülüyorsa idare meclisi veya bir alacaklının talebi üzerine mahkeme iflas kararını tehir edebilir. Bu halde mahkeme, envanter tanzimi veya bir yediemin tayini gibi şirket mallarının muhafazası için lüzumlu tedbirleri alır" şeklinde belirtilmiştir.
Görüldüğü gibi, İİY'nin 345/a maddesi ile gerektiği halde sermaye şirketinin iflasını istememe fiilleri suç olarak düzenlenmek suretiyle yaptırıma bağlanmıştır.
Bu suçun failleri, sermaye şirketleri ile kooperatiflerin idare ve temsil yetkisine sahip kişileri, şirket veya kooperatif tasfiye halinde ise tasfiye memurlarıdır.
İİY'nin 179 ve TTY'nin 324. maddeleri uyarınca, iflas koşullarının doğması halinde, sermaye şirketleri veya kooperatiflerin idare ve temsili ile görevlendirilmiş kimselere ve bunların tasfiye halinde olması durumunda, tasfiye memurlarına iflas istemek görevi yüklenmiş, bu zorunluluk doğmasına rağmen, gereğinin yerine getirilerek iflasın istenmemesi hali ise, İİY'nin 345/a maddesinde yaptırıma bağlanmıştır. Burada cezalandırılan eylem, sayılan kişiler tarafından yasal koşullar oluştuğu halde iflasın istenmemesidir. İcra ceza mahkemesince, ticaret mahkemesine iflas davası açıldığı takdirde, sanık veya sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi açısından, belli koşullarda ticaret mahkemesi dosyası sonucunun bekletici sorun yapılması olanaklı ise de, esas itibariyle cezai sorumluluk açısından suç unsurlarının oluşup oluşmadığını tayin ve tespit görevi ceza yargılaması yapan icra ceza mahkemesine aittir. İcra ceza mahkemesince, İİY'nin 179 ve TTY'nin 324. maddesinde öngörülen koşulların doğup doğmadığı açısından, borçlu şirkete veya koo-peratife ait ticari defterler ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle sonucuna göre sanık veya sanıkların hukuki durumları belirlenmelidir. Ceza yargılamasının, ticaret mahkemesine iflas davası açılması koşuluna bağlanması, suç ile korunan hukuki değerle bağdaşmadığı gibi, eylemleri de büsbütün cezasız bırakma sonucunu doğurur. Burada icra mahkemesince yapılan işlem, şirket veya kooperatifin iflasına karar vermek olmayıp, iflas koşulları doğduğu halde bunun istenip istenmediğinin saptanmasından ibarettir.
Bu itibarla Özel Daire bozma ilamına uyulması gerekirken, direnme kararı verilmesi isabetsiz olup, yerel mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Kurul Üyesi Dr. B. Karakaş;
"İİK'nın 179. maddesi ile alacaklıya da iflas isteme hakkı tanınmıştır. İflasa ilişkin karar verme yetkisi ihtisas mahkemesi olan ticaret mahkemesine aittir. Yetkili mahkeme ticaret mahkemesi olduğuna göre bu konuda yetkisiz olan icra mahkemesinin, ceza davasında şirketin borca batık olup olmadığını belirlemeye çalışarak bu yönde bilirkişi incelemesi yaptırarak suçun oluşup oluşmadığına karar vermesi halinde ticaret mahkemesinin görev alanına müdahalede bulunmuş olacaktır. Bu şartlar altında şirketin iflasını belirleyen örneğin, iki farklı rapor düzenlenmiş olabilecektir. İcra mahkemesinin yaptırmış olduğu bilirkişi raporunda şirketin borca batık olduğu belirlenirken, yetkili mahkeme olan ticaret mahkemesinde ise aksi durumun tespit edilmesi halinde taraflar için iki ayrı rapor ve iki ayrı sonucun mevcudiyeti mümkün olabilecektir. Bu durumda taraflar arasında savunma bazında çelişkili bir durum yaratacağı gibi ticaret mahkemesinin kararını ve yapılan yargılamayı zorlaştırıcı bir durum yaratacaktır. Kanunda iflasın talep edilmesinde zorlayıcı bir süre de konulmamıştır. Ticaret mahkemesi iflasa veya iflasa yer olmadığına karar verebileceği gibi, şartların gerçekleşmesi halinde iflasın ertelenmesine de karar verebilecektir. Ticaret mahkemesinin kararı, icra mahkemesinde devam eden ceza davasının ön koşulu olarak gözükmektedir. Aksi halde İİK'nın 345/a maddesine göre delil ve kasıt değerlendirilmesi yapılmadan ve savunmaya itibar edilmeden doğrudan mahkumiyete giden madde olacaktır. Bu durum ise iddia ve karşısında da savunma hakkının kullanılmasına aykırı olacaktır" gerekçeleri ile direnme kararının onanması yönünde oy kullanmıştır.
SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;
1-Ankara Sekizinci İcra Ceza Mahkemesi'nin 01.10.2009 gün ve 243- 309 sayılı direnme hükmünün BOZULMASINA,
2-Dosyanın mahalline gönderilmek üzere, Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.06.2010 günü yapılan müzakerede tebliğnamedeki isteme uygun olarak oyçokluğuyla karar verildi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder