T.C.
YARGITAY
19. HUKUK DAİRESİ
E. 2010/3895
K. 2010/6809
T. 2.6.2010
• İFLASIN ERTELENMESİ ( Sermaye Şirketinin Mali Durumunun Islahının Mümkün Olması - Mahkemece Borçlu Şirketin Borca Batık Olup Olmadığı ve Batık Durumda ise Islahının Mümkün Olup Olmadığının Araştırılarak Sonucuna Göre Karar Verilmesi Gereği )
• BORCA BATIK ŞİRKETİN MALİ DURUMUNUN ISLAHI ( İflasın Ertelenmesi - Borca Batıklık Durumunun Tespiti Sırasında Şirketin Kaydi Değerlerinin Değil Rayiç Değerlerinin Esas Alınması Gereği )
• İFLASIN ERTELENMESİNİ TALEP EDEN ŞİRKETİN SUNDUĞU İYİLEŞTİRME PROJESİ ( Şirketin Mali Durumunu Düzeltmeye Elverişli Olup Olmadığının Uzman Bilirkişi Marifetiyle İncelenmesi Gereği - Şirketin Aktif Değerlerinin Rayiç Değerler Esas Alınarak Belirlenmesi Gereği )
2004/m. 179
ÖZET : İflasın ertelenmesinde, borca batıklığın tespiti sırasında kaydi değerlerin değil, rayiç değerlerin esas alınması gerekir.DAVA : Davacı tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahillerden Denizbank A.Ş. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, inşaat işiyle iştigal eden müvekkilinin büyük ölçüde banka kredileriyle finanse ettiği yatırımlarla güçlü bir makina parkına sahip olduğunu, ancak ekonomik kriz nedeniyle borca batık hale geldiğini, sunulan iyileştirme projesi çerçevesinde uygulanacak tedbirlerle davacının ıslahının mümkün olduğunu belirterek, iflasının 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davacının borca batık olduğunun bilirkişi raporuyla saptandığı, iyileştirme projesinin uygulanması halinde davacının özvarlıklarını koruyarak borçlarını ödeyebileceği yönünde bilirkişilerce görüş bildirildiği, bu tespitlerin kayyım raporlarıyla da teyit edildiği, iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olduğu belirtilerek davacının iflasının 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş, hüküm Denizbank A.Ş. vekilince temyiz edilmiştir.
1-İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin mali durumunun ıslahının mümkün olması halinde o şirketin iflasının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile mali durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin mali durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; borca batık olan şirketin borçlarını ödemeye çalıştığı, bir kısım alacaklıları ile protokoller yaptığı iyileştirme projesini uygulamaya çaba gösterdiği, iflas ertelemenin maddi koşullarının gerçekleştiği, erteleme kararının mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiş olup, mahkemece bu bilirkişi raporu hükme esas alınarak iflasın ertelenmesine hükmedilmiştir.
İflasın ertelenmesinde, borca batıklığın tespiti sırasında kaydi değerlerin değil, rayiç değerlerin esas alınması gerekir. Bu nedenle, şirketin aktifinde yer alan tüm varlıkların rayiç değerlerinin ( piyasa satış kıymetlerinin ) mahkeme tarafından atanan konusunda uzman yeminli bilirkişiler aracılığıyla tespiti gerekli olup, bilançoda kayıtlı değerler üzerinden varsayımlara dayalı olarak borca batıklığın saptanması doğru değildir.
2- İyileştirme projesinde şirkete yeni ortak alınması, sermaye artırımı ya da dış kaynak sağlanması gibi somut tedbirler öngörülmemiştir. Buna rağmen iyileştirme projesindeki genel ve soyut tedbirlere itibar edilerek ve gerekçeleri de Yargıtay denetimine elverişli şekilde açıklanıp tartışılmadan söz konusu projenin ciddi ve inandırıcı olduğunun kabulü suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve bu konuda ehil bilirkişilere inceleme yaptırılarak iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olup olmadığının tespiti suretiyle varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz eden müdahiller vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 02.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder