26 Ağustos 2013 Pazartesi

DAVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ TALEBİ

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2005/448

K. 2005/3753

T. 7.4.2005

• DAVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ TALEBİ ( İflasın Ertelenmesi/Birden Fazla Sermaye Şirketinin Talebi Ayrı Ayrı Değerlendirileceğinden Ve Erteleme Koşullarının Talepte Bulunan Her Şirketin Kendi Mali Yapısı İçinde Gerçekleşip Gerçekleşmediği Aranacağından Talebin Kabul Edileceği )

• İHTİYARİ DAVA ARKADAŞLIĞI ( flasın Ertelenmesi/Birden Fazla Sermaye Şirketinin Talebi Ayrı Ayrı Değerlendirileceğinden Ve Erteleme Koşullarının Talepte Bulunan Her Şirketin Kendi Mali Yapısı İçinde Gerçekleşip Gerçekleşmediği Aranacağından Talebin Kabul Edileceği )

• İFLASIN ERTELENMESİ ( Birden Fazla Sermaye Şirketinin Talebi Ayrı Ayrı Değerlendirileceğinden Ve Erteleme Koşullarının Talepte Bulunan Her Şirketin Kendi Mali Yapısı İçinde Gerçekleşip Gerçekleşmediği Aranacağından Davaların Birleştirilmesi Talebinin Kabul Edileceği )

• İFLASIN ERTELENMESİ TALEBİNİN İLANI GEREĞİ ( İlan Üzerine Borca Batıklık Durumu Ve İyileştirme Projesine İtiraz Eden Alacaklıların İtirazları Değerlendirilip Erteleme Şartlarının Oluşup Oluşmadığı Araştırılarak Karar Verileceği )

2004/m.166/2,179

6762/m.324/2

1086/m.43,45

ÖZET : İflasın ertelenmesi talebinde bulunan birden fazla sermaye şirketinin talebi ayrı ayrı değerlendirileceğinden ve erteleme koşullarının talepte bulunan her şirketin kendi mali yapısı içinde gerçekleşip gerçekleşmediği aranacağından davaların birleştirlmesi talebi HUMK.nun 43. maddesine uygundur.
İflasın ertelenmesi talebi İİK.nun 166/2. maddesinde öngörülen usulle ilan edilmeli, ilan üzerine borca batıklık durumu ve iyileştirme projesine itiraz eden alacaklıların itirazları değerlendirilip erteleme şartlarının oluşup oluşmadığı araştırılarak sonucuna uygun bir karar verilmelidir.

DAVA : Taraflar arasındaki iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde alacaklılar T.Halk Bankası A.Ş., ABN Ambro Bank N.V, Piero Corsini, Saehan Media vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : Davacılar vekili, müvekkili şirketlerin video, CD, DVD için manyetik ve optik medyaları, ev aletleri, GSM mobil telefon üretimi yaptığını, ayrıca üretilen ürünlerin satış ve pazarlama işini de Raks Dış Tic.A.Ş. aracılığıyla gerçekleştirdiğini, Repak A.Ş'nin Raks grubuna bağlı şirketlerin baskılı ambalaj malzemelerini temin etmek üzere kurulduğunu, 1998 yılında meydana gelen global kriz sonucunda Raks grubuna bağlı şirketlerin İstanbul yaklaşımı çerçevesinde finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi imzaladığını, 16.10.2003 tarihli toplantıda Vakıflar Bankasının FYYS koşulları arasında bulunan ilave krediyi kullandırmayacağını açıkladığını, 16.1.2004 tarihinde 500.000 Dolar kredi kullandıracağını beyan etmesine rağmen kredi vermemesi nedeniyle cep telefonu ihracatı işlemlerinin askıya alındığını, ek kredi verilmemesi nedeniyle davacıların özkaynakları ile çalışmalarını sürdürdüğünü, ancak icra takipleri ve iflas davaları nedeniyle ekonomik yönden darboğaza girdiğini, davacı şirketlerin borca batık durumda olduğunu, şirketlerin yapısının iktisadi ve ticari açıdan bütünlük arzettiğini, bu nedenle tek bir iyileştirme projesi sunulduğunu, Wama, Ritek, Chinelınk, ve Boeıng firmalarıyla iş anlaşmaları yapıldığını, iflas ertelenerek çalışma imkanı sağlandığında davacı şirketlerin mali durumunu düzeltebileceğini ileri sürerek iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece davacı şirketlerin borca batık durumda olduğu, iyileştirme projesinin somut vakıalara dayandığı, ciddi ve inandırıcı olduğu, iflasın ertelenmesi için gerekli koşulların oluştuğu, alacaklıların iflasın açılması anından daha kötü durumda bırakılmadığı gerekçesiyle davacı şirketlerin iflaslarının bir yıl süreyle ertelenmesine, şirketler aleyhine yapılmış ve yapılacak her türlü takiplerin durdurulmasına, şirketlere ait banka mevduatları üzerindeki haciz ve bloke şerhinin kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm alacaklılar Piero Corsini, ABN Ambro Bank, Saehan Media Ireland Ltd ve Halkbank A.Ş. vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Davacı Anonim şirketler aynı gruba dahil şirketler olmaları nedeniyle aralarında organik bağ bulunduğunu ileri sürerek birlikte dava açmışlar, mahkemece birlikte açılan dava ile iflasın ertelenmesine ilişkin talebin usule aykırı bulunmadığı gerekçesiyle davalar birlikte sonuçlandırılmıştır.
Birden fazla kişi tarafından açılan ve birden fazla kişi hakkında açılan davalar benzer olaylara ve hukuki sebeplere dayanması halinde ihtiyari dava arkadaşlığının sözkonusu olup olmadığı yönünden açık bir düzenleme bulunmamaktadır. HUMK.nun 45/3. maddesinde davaların biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olması halinde davaların birleştirilebileceği kabul edilmiştir.
İhtiyari dava arkadaşlığı davaların birleştirilmesi yoluyla da mümkün olduğundan ( Alengoya Yavuz: Medeni Usul Hukukunda Dava Ortaklığı 1965 s.62 ). birbiri ile ilgisi olan davaların benzer sebep kavramı içerisinde değerlendirilerek bağlantının varlığı kabul edilmeli ve bu davalar birlikte görülebilmelidir. Zira bu durum yargılamayı çabuklaştıracağından, yargılama giderini azaltacağından ve çelişkili kararların önüne geçeceğinden usul ekonomisine de uygun düşmektedir. İflasın ertelenmesi talebinde bulunan birden fazla sermaye şirketinin talebi ayrı ayrı değerlendirileceğinden ve erteleme koşullarının talepte bulunan her şirketin kendi mali yapısı içinde gerçekleşip gerçekleşmediği aranacağından talep HUMK.nun 43. maddesine uygundur. Alacaklıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı Anonim Şirketler iflasın ertelenmesi talebinde bulunmuşlardır. İflasın ertelenebilmesi için anonim şirketin borca batık durumda olması, mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunması ve fevkalade mühletten faydalanmamış olması gerekir. Bu şartlar erteleme talebinde bulunan her şirketin kendi mali bünyesinde gerçekleşmelidir. Erteleme talebi TTK.nun 324/2. maddesine göre borca batıklık bildirimi anlamındadır. Bu nedenle mahkeme öncelikle erteleme talep eden şirketin borca batık durumda olup olmadığını tespit etmeli, borca batık durumda ise mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün bulunup bulunmadığını incelemelidir.
Anonim Şirketin borca batık durumda olması halinde iflasını ve erteleme talebini düzenleyen İİK.nun 179. maddesi ve TTK.nun 324. maddesinde bu istemin ilanına ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. İflasın ertelenmesi kurumu erteleme talebinde bulunan bu şirketlerin menfaatleri göz önüne alınarak düzenlenmiş ise de, alacaklıların menfaati de kuşkusuz korunmalıdır. Şirket borçlarının muvazaalı olarak aktiften fazla olması sonucunu doğuracak kötü niyetli davranışların önüne geçmek ve anonim şirketin borca batık durumda bulunmadığını, iyileştirme projesinin yeterli olmadığını, alacaklılara kanıtlama olanağı vermek amacıyla iflasın ertelenmesi talebi İİK.nun 166/2. maddesinde öngörülen usulle ilan edilmeli, ilan üzerine borca batıklık durumu ve iyileştirme projesine itiraz eden alacaklıların itirazları değerlendirilip erteleme şartlarının oluşup oluşmadığı araştırılarak sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönün gözetilmemesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
3- İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketi ve kooperatifin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olması halinde iflası önleyen bir kurumdur. İflasın ertelenmesinde amaç, sermaye şirketi ve kooperatifin ekonomi içinde kalarak faaliyetine devamını sağlamak ve alacaklıların iflasa bağlı olumsuz sonuçlardan etkilenmemesidir. İflasın ertelenmesi talebinin amacı gözetildiğinde tedbirlerin işletmenin faaliyetlerini sürdürerek durumunu düzeltmesine engel olmaması gerekir. Ancak erteleme talebinin kabulü sonucunda alınacak tedbirler yasal sınırlar içerisinde değerlendirilmelidir. Mahkemece iflasın ertelenmesi ile birlikte şirketlere ait banka mevduatları üzerindeki hacizlerin ve bloke şerhinin kaldırılmasına karar verilmiştir. İİK.nun 179/b maddesinin birinci fıkrasına göre erteleme talepleri üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur. Takiplerin durması takibin bulunduğu aşamada kalması anlamında olup hacizlerin ve bloke kayıtların kaldırılması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ : Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) ve ( 3 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 7.4.2005 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY :
Dava, iflasın ertelenmesine ilişkindir.
Aşağıdaki gerekçelerle yerel mahkeme kararı ile Dairemizin kararının ( 1 ) sayılı bendinde yer alan sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyorum. Şöyle ki;
Mahkemece davacı şirketlerin entegre şirketler olduğu, iş sahalarının ekonomik bağlantılarının birbirleri ile iç içe ilintili olduğu, bu nedenle biri hakkında verilecek davanın diğerine de etkileyeceği dolayısıyla davacı tüm şirketlerin "MECBURİ" dava arkadaşları oldukları ve birlikte dava açabilecekleri kabul edilmiş iken;
Sayın çoğunlukça bozma kararının ( 1 ) bendinde " İHTİYARİ" dava arkadaşlığı bulunduğu kabul edilip HUMK.nun 45/3 maddesinde davaların biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olması halinde davaların birleştirileceği esas alınmıştır.
Mahkemece "MECBURİ" dava arkadaşlığının varlığı kabul edilmişken, sayın çoğunlukça "İHTİYARİ" dava arkadaşlığının varlığı kabul edilmesine rağmen bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi öncelikle bu nedenle yerinde değildir.
Kaldı ki; HUMK.nun 45. maddesi davaların birleştirilmesi ile ilgili olup, somut olayda ayrı açılan davaların, birleştirilmesi gibi bir durum söz konusu değildir.
Sorun iflasın ertelenmesi davasının ayrı tüzel kişiliği bulunan, alacaklıları, borçluları farklı olan şirketlerin sadece aynı gruba dahil olmaları ve birisi hakkında verilecek kararın diğerini de etkileyeceği gerekçeleriyle birlikte açılıp açılamayacağı toplanmaktadır.
Oysa, burada HUMK.nun 43. maddesinin bu davada uygulama yeri olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
Anılan maddeye göre, birden çok kimseler ancak iki halde birlikte dava açabilirler. Bu haller şunlardır:
a ) Davacıların dava konusu hak veya borç bakımından iştirak halinde bulunmaları veya ortak bir işlemle ( yani müteselsilen, BK. m.141-148 ) hak kazanmaları ya da borç altına girmeleri;
b ) Davanın her biri hakkında aynı sebepten doğması.
Somut olayda iflasın ertelenmesini isteyen şirketler ayrı tüzel kişiliği bulunan, alacaklıları, borçluları farklı olan şirketlerdir. Bu şirketlerin bir alacaklıya asaleten ya da kefaleten borçlu olmaları veya aynı gruba dahil şirket olmaları iflasın ertelenmesi davasını birlikte açmalarına gerekçe yapılamaz. Şirketler arasında dava konusu bakımından bir teselsül bulunmadığı gibi, davanın her biri için aynı sebepten doğduğu da kabul edilemez. Gerçekten de aynı sebep kavramı hem maddi vakıalar ve hem de hukuki sebepler bakımından ele alınmalıdır. ( Bkz. ULUKAPI, Ömer, Medeni Usul Hukukunda Dava Arkadaşlığı, Konya 1991, s.129 ). Davacıların iflasın ertelenmesi talepleri her bir şirketin mali durumlarının kötü olduğu ve iyileştirilebileceği sebebine dayalı ise de, mali durumun kötülüğü ayrı ayrı vakıalara dayanmaktadır. Özellikle iflasın ertelenmesi davasında iyileştirme koşullarının tesbitinde de ayrı ayrı vakıalar gözönüne alınacaktır. Her beş davacı şirket Anonim şirket şeklinde kurulmuş olup, ayrı tüzel kişilikleri haizdirler. Buradan hareketle her beş şirketin de bilançolarında aktif ve pasif kalemleri ve buna paralel olarak borçları ve borçlu oldukları kimseler ile alacaklıları ve alacaklı oldukları kimseler farklıdır.
İflasın ertelenmesi davası niteliği, mahiyeti itibariyle aynı gruba dahil olsalar dahi ayrı tüzel kişiliği bulunan ayrı organları olan her bir davacı şirket için ayrı ayrı dava konusu yapılmalıdır. Davanın reddi halinde talepte bulunan şirketlerin iflasına karar verileceğinden davanın her bir davacı şirket yönünden ayrılarak görülmesi ve sonuçlandırılması gerekir.
Nitekim Yüksek Yargıtay;
a ) Bir iş yerinde çalışan işçilerin, o işyerinin sahibi ( aynı işveren ) ile yapmış oldukları aynı içerikteki hizmet sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar için birlikte dava açamayacaklarına karar vermiştir.
( HGK. 18.4.1956 T/36-29; HGK 11.12.1951 4/177-135; HGK 3.10.1957 83/79 ve TD 11.3.1955 1366/1857 ).
b ) Bir sigorta şirketinin değişik kişilerden sigorta pey akçesi alıp sigorta sözleşmesini yapması halinde bu kişilerin ( pey akçesi verenlerin ) verdikleri parayı geri alabilmek için sigorta şirketine karşı birlikte dava açamayacaklarına karar verilmiştir.
( TD 20.4.1961 1166/1278 )
Anılan HGK. ve Daire kararlarından da anlaşılacağı üzere davacılarımızın aynı grup içerisinde olmaları, entegre şirketler olmaları birlikte iflasın ertelenmesi davası açmalarına imkan vermez.
Nitekim Prof. Dr. Baki KURU'da Hukuk Muhakemeleri Usulü Cilt 3, Sh. 3351'de "HUMK.nun 43. maddesindeki şartlar bulunsa bile birden fazla borçluya karşı birlikte iflas davası ( İİK.m.156 vd ) açılamayacağı" kanısında olduğunu bildirmiştir. Bu durum dahi ayrı borçlulara karşı birlikte iflas davası açılamayacağını gösterdiği gibi birden fazla borçlunun da birlikte hasımsız olarak iflasın ertelenmesi davası açılamayacağının göstergesidir. Çünkü iflasın ertelenmesi davasının reddi halinde davacıların iflaslarına karar verilmesi yasa gereğidir. O halde farklı tüzel kişiliğe sahip davacıların birlikte aynı davada iflasın ertelenmesi davası açmalarının mümkün olduğunun kabulü olanaksızdır.
Öte yandan; İİK.nun 179. maddesine göre ".....şirket veya kooperatifin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair bir iyileştirme projesini mahkemeye sunarak iflasın ertelenmesini isteyebilir". Madde metninin lafzi yorumundan da iflasın ertelenmesi talebinin ancak bir şirket veya kooperatif için ileri sürülebileceği açıktır.
Nitekim sayın çoğunlukta bozma kararının 3 ncü fıkrasında ".... İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan BİR SERMAYE ŞİRKETİ VE KOOPERATİFİN mali durumunun ..." ".... İflasın ertelenmesinde amaç SERMAYE ŞİRKETİ VE KOOPERATİFİN ekonomi içinde kalarak faaliyetine devamını sağlamak ..." demek suretiyle iflasın ertelenmesi davasını davacısının tek bir şirket veya kooperatif olacağını zımnen kabul etmektedir. Zaten İİK.nun 179 uncu maddesi hükmüne göre de bunun böyle olacağı açıktır. Kanun koyucu " şirketler" veya "kooperatifler" dememiş aksine "ŞİRKET" veya "KOOPERATİF" demek suretiyle davacının çoğul değil tekil olacağını göstermiştir. Bunun aksinin kabulü anılan yasa hükmüne aykırılık teşkil eder.
Davaların en ekonomik şekilde sürdürülüp sonuçlandırılması gerek Anayasanın ve gerek HUMK.nun emredici hükümleridir. Ne var ki, harca tabi davalarda harcın doğru biçimde hesaplanıp istek sahibinden alınması da şarttır. Üç ayrı şirketin tek bir davada iflasın ertelenmesini isteyebileceklerinin kabulü, ayrı dava konusu yapılması halinde ayrı ayrı yatırmaları gereken harçtan da kaçınmalarına imkan verecektir. Harçlara ilişkin düzenlemeler kamu düzeninden sayıldığından başlı başına bu husus bile birden çok gerçek veya tüzel kişinin aynı davada iflasın ertelenmesini istemelerine engel teşkil etmektedir.
Öğretide ve uygulamada iflas ve konkordato istemlerine ilişkin davaların münferiden açılması gerektiği düşüncesi hakimdir ( KURU, Baki, İcra ve İflas Hukuku, C.III, Ankara 1993, S.2667 ). İflasın ertelenmesi davasında da bu görüşlere paralel davranılmalıdır. Zira, iflasın ertelenmesi davasının reddi gerektiğinde, bir diğer ifadeyle borca bataklığın tesbit edildiği ve iyileştirme projesinin uygun görülmediği hallerde mahkemece şirketin iflasına karar verilecektir. İflasın ertelenmesi davasının sonuçlarından biri de iflasın açılmasıdır. Birden çok borçlunun iflası bir dava içinde istenemeyeceği gibi birden çok borçlunun iflasın açılması sonucunu doğuracak olan iflasın ertelenmesi davasını da birlikte açmalarına imkan bulunmamaktadır.

yarx

Yukarıda açıkladığım nedenlerle yerel mahkeme hükmünün öncelikle bu gerekçelerle bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun ( 1 ) numaralı bendinde gösterilen "diğer temyiz itirazlarının reddine" dair görüşlerine katılamıyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder