T.C.
YARGITAY
6. HUKUK DAİRESİ
E. 2012/9127
K. 2012/14930
T. 15.11.2012
• İTİRAZIN KALDIRILMASI ( Ödenmeyen Kira Bedelinin Tahsili Amacıyla Yapılan İcra Takibine Vaki - İflasın Ertelenmesi veya Tedbir Kararının Verilmesinden Önce Başlatılan Takip Nedeniyle Açılan İtirazın Kaldırılması İtirazın İptali ve Menfi Tespit Davalarına İflasın Ertelenmesi Kararının Etki Etmeyeceği/İstemin Reddinin Doğru Olmadığı )
• İFLASIN ERTELENMESİ ( Tedbir Kararının Verilmesinden Önce Başlatılan Takip Nedeniyle Açılan İtirazın Kaldırılması İtirazın İptali ya da Menfi Tespit Davalarına İflasın Ertelenmesi Kararı Etki Etmeyeceği - Bu Davaların Sonunda Verilen İlamların İnfazına Engel Teşkil Edeceği/İstemin Reddinin Doğru Olmadığı )
• İFLASIN ERTELENMESİNİN DAVA VE TAKİPLERE ETKİSİ ( Kararın Verilmesinden Önce Başlatılan Takip Nedeniyle Açılan İtirazın Kaldırılması İtirazın İptali ya da Menfi Tespit Davalarına İflasın Ertelenmesi Kararı Etki Etmeyeceği/İstemin Reddinin Doğru Olmadığı )
2004/m.179/b
ÖZET : Dava, ödenmeyen kira bedelinin tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın kaldırılması ve kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. İflasın ertelenmesi kararının verilmesinden sonra borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz, öncesinde başlamış bir takip varsa, başlayan takipler durur. İflasın ertelenmesi veya tedbir kararının verilmesinden önce başlatılan takip nedeniyle açılan itirazın kaldırılması, itirazın iptali ya da menfi tespit davalarına iflasın ertelenmesi kararı etki etmez, ancak açılan bu davaların sonunda verilen ilamların infazına engel teşkil eder. Tedbir kararından önce davalı hakkında icra takibinin başlatıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddine karar verilmesi doğru değildir.
DAVA : İcra mahkemesince verilmiş bulunan karar, davacı tarafından süresi içinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de, mahiyeti itibariyle duruşmaya tabi olmadığından duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinden yapılmasına karar verilmiş olup, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : Dava, ödenmeyen kira bedelinin tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın kaldırılması ve kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı şirketin iflasının ertelenmesi davası kapsamında davalı hakkındaki takiplerin tedbiren durdurulmasına karar verildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İİK.nın 179/b maddesinde "erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur; bir takip muamelesiyle kesilebilen zamanaşımı ve hak düşürücü müddetler işlemez.
Erteleme sırasında taşınır, taşınmaz veya ticari işletme rehniyle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir; ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınmaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez. Bu durumda, erteleme süresince işleyecek olup, mevcut rehinle karşılanamayacak faizler teminatlandırılmak zorundadır.
206. maddenin birinci sırasında yazılı alacaklar için haciz yoluyla takip yapılabilir" hükmüne yer verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2012 tarih ve 2012/6-238- 2012/635 sayılı kararı ile [Görüldüğü üzere, bu hükümde ( İİK.nun 179/b maddesi kastedilerek ) iflasın ertelenmesi kararının davalara etkisinden söz edilmemiştir. Bu durum karşısında; iflasın ertelenmesi üzerine borçlu hakkında "hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur" ise de, iflasın ertelenmesinden önce yapılan ( veya tedbiren durdurulan ) takiplere ilişkin olarak açılan iflas davası dışındaki, itirazın iptali, borçtan kurtulma gibi takiplere ilişkin davalara, dava bir takip işlemi olmadığından erteleme süresi içinde devam edilebileceği, ancak bu davalar sonucunda verilen ilama dayanarak takip yapılamayacağı konusunda doktrinde bir görüş bulunduğu gibi ( Pekcanıtez, Hasan; İflas Ertelenmesi, İBD 2005/2, s.344; Atalay, Oğuz Borca Batıktık ve İflasın Ertelenmesi, İzmir, s. 152 ), benzer konuda Yargıtay kararları da bulunmaktadır. ( Y.19.H.D. 26.01.2010 gün ve 2009/2694-2010/552; Y.15.H.D. 25.02.2008 gün ve 2007/4752-2008/1114 )] görüşüne yer verilmiştir.
Yukarıda açıklanan kanun hükmü ve Hukuk Genel Kurulu kararına göre, iflasın ertelenmesi kararının verilmesinden sonra borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takibin yapılamayacağı, öncesinde başlamış bir takip varsa, başlayan takiplerin duracağı, iflasın ertelenmesi veya tedbir kararının verilmesinden önce başlatılan takip nedeniyle açılan itirazın kaldırılması, itirazın iptali ya da menfi tespit davalarına iflasın ertelenmesi ( ya da tedbir ) kararının etki etmeyeceği ancak, açılan bu davaların sonunda verilen ilamların infazını engelleyeceği anlaşılmaktadır.
Öte yandan iflasın ertelenmesi ya da takip yapılmaması yönünde verilen tedbir kararından sonra yapılan takip nedeniyle itirazın iptali ya da itirazın kaldırılmasının istenmesi durumunda ise, davanın reddine karar verilmesi gerekecektir.
Olayımıza gelince; Davacı tarafından davalı hakkında 08.12.2011 tarihinde icra takibi başlatılmıştır. Davalı şirket tarafından davalı şirketin iflasının ertelenmesi için açılan Yatağan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/335 Esas sayılı dosyasında, 30.01.2012 günlü tedbir kararı ile davalı kiracının davadan sonraki her türlü takas, mahsup, ilamlı, ilamsız tahliye işlemlerinin durdurulmasına karar verilmiştir. Tedbir kararından önce davalı hakkında icra takibinin başlatıldığı anlaşılmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı ile de benimsenen ve yukarıda açıklanan ilkeye göre takibin başlamasından sonra verilen tedbir kararı davalı hakkında açılan itirazın kaldırılması ve tahliye davasını etkilemez ancak, mercii kararının infazına engel teşkil eder. Bu durumda mahkemece, işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddine karar verilmesi doğru değildir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 15.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder