29 Ağustos 2013 Perşembe

MANEVİ TAZMİNAT DAVASI

T.C.

YARGITAY

4. HUKUK DAİRESİ

E. 2011/11179

K. 2012/15329

T. 17.10.2012

• MANEVİ TAZMİNAT DAVASI ( Şikayet Hakkının Kullanılmasından Kaynaklanan - Davalı Avukatın Vekili Olduğu İcra Dosyasında Davacı Hakkında Yaptığı Şikayetin Kabul Edilmesinin Şikayetin Sırf Davacıyı Zararlandırma Amacıyla Yapılmadığını Göstereceği )

• YASAL ŞİKAYET HAKKI ( Manevi Tazminat İstemi - Yeterli Emare Olması Nedeniyle İstemin Tümden Reddine Karar Verilmesi Gerektiği )

• MÜTERAFİK KUSUR ( Şikayet Hakkının Kullanılmasından Kaynaklanan Manevi Tazminat İstemi - Davalı Avukatın Vekili Olduğu İcra Dosyasında Davacı Hakkında Yaptığı Şikayetin Kabul Edilmesinin Şikayetin Sırf Davacıyı Zararlandırma Amacıyla Yapılmadığını Göstereceği )

• YETERLİ EMARE BULUNMASI ( Nedeniyle Davalının Yasal Şikayet Hakkını Kullandığı Sonucuna Varılarak İstemin Tümden Reddine Karar Verilmesi Gerektiği - Şikayet Hakkının Kullanılmasından Kaynaklanan Manevi Tazminat İstemi )

2004/m.179

ÖZET : Dava, haksız şikayet nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Davalı avukatın vekili olduğu icra dosyasında davacı hakkında yaptığı şikayetin, haczin süresinde yapılmadığı gerekçesiyle kabul edildiği, mahkemece de bu olayın davacının müterafik kusurunu gösterdiğinin kabul edilmesi şikayetin sırf davacıyı zararlandırma amacıyla yapılmadığını gösterir. Yerel mahkemece, şikayet için yeterli emare olması nedeniyle davalının yasal şikayet hakkını kullandığı sonucuna varılarak, istemin tümden reddine karar verilmesi gerekir.
DAVA : Davacı A. K. vekili tarafından, davalı M. K. aleyhine 18/10/2010 gününde verilen dilekçe ile haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 22/06/2011 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
KARAR : Dava, haksız şikayet nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa'nın 36. maddesinde; "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir"şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.
Anayasanın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın "Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği" başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, B.K.nun 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlemiştir.
Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi İçin şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.
Somut olayda; davacı icra müdürü ile davalı avukat arasında icra işlemlerinin zamanında yapılmadığı, işlerin savsaklandığı gibi hususlarda anlaşmazlıklar yaşandığı, davacı icra müdürü ve icra görevlilerinin bu konularda şikayet edildiği anlaşılmaktadır.
Şikayetler nedeniyle Beyşehir Cumhuriyet Başsavcılığının yaptığı soruşturmalar sonucunda, şikayet dilekçelerinde adı geçen şahıslara ulaşılamadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş, sahte isimli şahıslar adına verilen şikayet dilekçelerine istinaden davacı tarafından davalı hakkında yapılan suç duyurusu sonucu açılan ceza davasında, davalının iftira suçundan cezalandırılması yoluna gidilmiş ise de; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görülmüştür.
B.K. 53. maddesi gereğince kural olarak ceza mahkemesince belirlenen maddi olgular hukuk hakimi yönünden bağlayıcı ise de, somut olayda ceza mahkemesince verilen karar kesin olmayıp hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıdır. Bu ceza kararı hukuk hakimi açısından bağlayıcı değildir.
Dosya kapsamından, davalı avukatın vekili olduğu icra dosyasında davacı hakkında Beyşehir İcra Mahkemesine yaptığı şikayetin, İ.İ.K. 79. madde uyarınca yani haczin süresinde yapılmadığı gerekçesiyle kabul edildiği, mahkemece de bu olayın davacının müterafik kusurunu gösterdiğinin kabul edilmesi şikayetin sırf davacıyı zararlandırma amacıyla yapılmadığını gösterir. Yerel mahkemece, şikayet için yeterli emare olması nedeniyle davalının yasal şikayet hakkını kullandığı sonucuna varılarak, istemin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, şikayet hakkını hukuka uygun kullanmadığı gerekçesiyle, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 17.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder